2 Ağustos 2010 Pazartesi

Tercihlerle Geçen Gençlik

Şu günlerde öss ye girenler tercih yapmakla meşgul. Çoğu kaos içinde, çünkü çoğu önceden hedefini koymamış ya da istediği puanı alamamış. Yani ülkemizin meslek seçiminde temel sorunlarına çarpmışlar.
O kadar ilginç bir tablo varki gençlerde her an her şey değişebiliyor. Öncelikle ülkemizde puana göre tercih yapılıyor. Mesela küçüklükten beri mühendis olmak isteyen bir çocuk ÖSS de yüksek puan alınca mühendisliği bi kenara bırakıp direk olarak tıp fakültelerini yazıyor. Tabi tıp okumayı isteyip de aile mesleği diye mühendisliklere gidenler de var.

Bazılarına hiç sorun değil tercihler. Nasıl olsa babası var ve işi hazır, ne okursa okusun baba mesleği yapıcak olanlarda var memlekette. Hiç alakası olmayıp da turizm otelcilik ya da güzel sanatlardan bir bölüm bitiren kaç kişi var etrafınızda, eminim çevrenizden bi kaç kişi sayarsınız. Düşüncesi kendi mesleğini yapmak değil babanın hazır işine oturmak olan ya da baba zoruyla aile işine getirilenlerinde tercih yaptığı bir sınav ÖSS. Yani mühendislik okuyup da fındık tüccarlığı yapan ya da babasının dükkanını yürüten birini görürseniz şaşırmayın.

Üniversiteye sırf 4 sene gezmek için gidenlerde var. Büyükşehir e gidim hayatımı yaşim sonra nolursa olur, babam bana iş bulur zaten diyenler bunlar. Hedefsiz, amaçsız, hayatını oluruna bırakan, belki de bu rahatlıkla benden daha çok yaşayacak olanlar. Hayatını yaşamak isteyenler. Tabi 4 sene için.
Peki çalışmayıp, hedef koymayıp aldığı düşük puan nereye yetiyosa oraya gidenlere ne diyeceğiz. Sırf üniversite mezunu olmak için 4 sene istemediği bölümde okuyup, 30 senede istemediği meslekte çalışanlar. Hiç alakası olmayan belki de hiçbir zaman istemediği, okumakda zorlanacağı bir bölüme gidenler.
Bi de benim gibiler var işte. Hem istemediği bir üniversiteye hem de istemediği bir bölüme gidenler, yorum bile yapamıyorum.

Sorunun başlangıcı önemli bence. Bizim zamanımızda lise 1 in sonunda yapılan bölüm seçme olayı,  sayısal-sözel-eşit ağırlık olayı, yani kayışın koptuğu an. Sırf arkadaşları yüzünden sözel beyni olupda sayısala geçen o kadar öğrenci var ki, 2 sene sonra naptık biz demeleri, öss de sayısalları çözemezken düşüncelere dalmaları hiçbir çözüm getirmiyor.

Çoğu ailenin çocuğuma baskı yapmicam diye sayısalcı ya da sözelci olmasına müdahele etmemesi çocukların geleceğini etkiliyor. Ailelerin %90 nı toplumda saygı uyandıracak, iş garantisi bölüm ve meslekleri tercih ediyor ve direk olmasa da bunu çocuğun beynine işliyor. Böylelikle çocuklar yeteneklerinin ya da ilgilerinin olduğu mesleklere değilde, genelde 'para' getiricek yerlere yöneliyorlar. Aileler baskı yapmadıklarını sansalarda toplum baskısı ergenlik çağındaki beyinleri fazlaca etkiliyor. Yani ebeveynler çocuklarının yetenekleri doğrultusunda onlara baskı yapacaklarına, rahat bırakarak kulaktan dolma bilgilerle etkilenmiş daha pek bişe bilmeyen ergen beyinlerin düşüncesizce hareket etmesine neden oluyorlar.

Tabiki herkes böyle değil ve sistematik hareket eden ailelerde var ama bence meslek seçme konusunda sorunlar bunlardır.

Tabiki herkes okuduğu mesleği yapmıyor, başka mesleklerde mutlu ve başarılılar ama yılları çöpe atmanın da bi manası olmadığını düşünüyorum.

Sevdiği mesleğin eğitimini alıp o yönde çalışanları da tebrik ediyorum.

İşinde başarılı ve mutlu insanlardan oluşan bir Türkiye'nin çok daha iyi yerlere geleceğini düşünüyorum. Keşke herkes mutlu olacağı mesleği seçse.

Güzel olmaz mıydı?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder